ARAŞTIRMA: COVID-19, YETENEK YÖNETİMİNİ NASIL ETKİLEDİ?

ARAŞTIRMA: COVID-19, YETENEK YÖNETİMİNİ NASIL ETKİLEDİ?


TTS, çeşitli sektörlerden 41 önemli müşterisiyle yaptığı geniş kapsamlı görüşmelere dayanan bu raporda, pandeminin iş alanları üzerindeki etkisi hakkında ayrıntılı bir fikre sahip olmak amaçlanmış durumda. Güney Afrika’da gerçekleşen bu araştırma sonuçlarına göre, bazı satır başları şöyle:

  • Her dört katılımcının üçü, pandeminin yaptıkları iş üzerinde olumsuz bir ekonomik etkiye sahip olduğunu bildirmiş.
  • Katılımcıların üçte biri, %50’den fazla gelir kaybına uğradıklarını bildirmiş.
  • Katılımcıların yarısından fazlası, pandeminin ticari etkilerine karşı strateji değişikliğine gitmeyi tercih ettiklerini belirtiyor. Bunlar arasında, zorunlu hale gelen sanal/uzaktan çalışmaya uyum sağlamak için yeni ürünler piyasaya sunmak ya da mevcut ürünleri revize etmek gibi değişiklikler yer alıyor.
  • Pandeminin ağır etkilerine rağmen, yalnızca bir katılımcı COVID-19’un direkt etkisi sebebiyle bir yeniden yapılanma sürecine gittiklerini belirtiyor.


Rapora göre; pandeminin etkisinin yalnızca ticari yönüyle veya organizasyonların iş modelleri ile sınırlı kalmadığı, aynı zamanda İK süreçlerini de etkilediği görünüyor. Araştırmaya katılan organizasyonların yaklaşık %50’si, karantina sürecinde çalışan sağlığına yönelik programlara daha fazla önem verdiklerini ve çalışanlarının esnek çalışma programlarında iyileştirmelere gittiklerini bildiriyor. Katılımcıların beşte biri, pandeminin operasyonel süreçler üzerindeki etkilerine bağlı olarak bazı yer değiştirmeler ve çalışanlarına yönelik eğitimlerden faydalandıklarını söylüyor. Bununla beraber yedi katılımcıdan biri ise, çalışanlarının dijital yönden daha etkin hale gelmesini teşvik etmek için çeşitli girişimlerde bulunduklarını bildiriyor.


Katılımcıların dörtte üçü, karantina döneminde olağan sayılmaya başlayan uzaktan çalışma uygulamalarının karantina zorunluluğu olmaması durumunda dahi devam edeceğini düşünüyor. Bu düşüncelerinin altında ise şu sebepler yatıyor:

• Hem firmalar hem de çalışanlar için, daha verimli ve daha etkili çalışmaya bağlı olarak zaman tasarrufu ve azalan maliyetler

• Çalışanların bir iş gününü yapılandırırken alternatif yollara sahip olması

• Organizasyonun, bulunduğu coğrafik konuma bağlı olmaksızın daha geniş bir yetenek kaynağına ulaşabilir olması ve bu bakımdan adaylar açısından daha cazip hale gelmesi

• Adayların, firmanın bulunduğu yere taşınma zorunluluğu olması

Yukarıdaki avantajlara karşın, uzaktan çalışma ile ilgili endişeler de yok değil. Bu endişeler arasında inovasyon, iş birliği ve çalışanların birbirleriyle bağlılığı bakımından zorluklar sayılabilir. Katılımcılardan bazıları uzaktan çalışma ve ofisten çalışmayı içeren karma veya hibrit bir modelin kullanılacağını öngörüyor.

Bekleneceği üzere, katılımcıların çoğunluğunun yaşadığı olumsuz finansal etkiler göz önünde bulundurulduğunda, üçte ikisinin COVID-19 pandemisi sebebiyle kısa vadeli işe alımlarını azalttığı ve dörtte birinin ise organizasyondaki pozisyonların tamamı için işe alımları dondurduğu bildiriliyor.


Pandeminin işe alım yoğunluğu/aktiviteleri üzerindeki daha uzun vadeli -6 aylık süreç sonrası- muhtemel etkileri sorulduğunda, katılımcıların dörtte biri azalma beklediklerini belirtirken, hiçbiri işe alım faaliyetlerinin tamamen durdurulmasının devam edeceğini düşünmüyor.


Beklendiği gibi, zorunlu uzaktan çalışma koşullarında operasyonlarına devam eden birçok firma işlerini kolaylaştırmak için video mülakat dahil artan sayıda dijital araçtan faydalandıklarını bildiriyor. Bununla beraber katılımcıların üçte ikisi canlı veya çift-yönlü mülakat yaptıklarını belirtirken, çoğu HireVue ve RecRight gibi video mülakat platformlarının sunduğu verimlilik ve aday deneyimi gibi avantajlardan faydalanamıyor. Birkaç katılımcı, değerlendirme süreçlerini online’a/dijitale taşımak zorunda kaldıklarını söylerken, bazıları ise bu değişikliği kalıcı hale getirmeyi planlıyor.


Araştırmaya katılan organizasyonlardan yalnızca biri, pandeminin direkt sonucu olarak majör bir yeniden yapılanma süreci başlattıklarını belirtirken, katılımcıların beşte biri personel sayısını azalttıklarını bildiriyor. Önümüzdeki altı aylık süreçte personel sayısında azalmaya gidip gitmeyecekleri sorulduğunda, katılımcıların üçte ikisi azalmaya gitmeyeceklerini, dört katılımcı ise pandeminin Güney Afrika’ya gelişinden önce başlatılan veya planlanan bir yeniden yapılanma süreci içinde olduklarını belirtti.


Bununla beraber önemli bir endişe kaynağı ise, yeniden yapılanma ve yer değiştirmelerin olacağını öngören katılımcıların neredeyse yarısının, karar süreçlerinde kendilerine yardımcı olacak net iş/görev tanımlarınının ya da başarı profillerinin mevcut olmadığını bildirmesi olarak karşımıza çıkıyor. Yeniden yapılanma ve yer değiştirme kararlarının doğru olmayan iş tanımlarına göre alınması, organizasyonlar için yalnızca kilit nitelikte bilgi, beceri ve yeteneğe sahip çalışanlarını elinden kaçırma riski anlamına gelmiyor. Bu durum aynı zamanda firmaların olası yasal sorunlarla karşı karşıya kalması riskini de beraberinde getirebilir.


COVID-19 sonrası dönem


COVID-19 sonrası dönemde yetenek yönetimi dünyasının nasıl olacağı sorulduğunda, katılımcıların yüzde 80’inden fazlası en erken önümüzdeki bir senenin sonunda normale dönmeyi beklediklerini belirtirken, üçte birlik bir gruba göre ise bu süre yalnızca üç ay. Bazı katılımcılara göre ise bu süreç iki yıla kadar uzayabilir ve tamamen eski düzene dönmek yerine “yeni bir normale” uyum sağlama ihtiyacı daha olası görünüyor. Buna karşın, katılımcıların dörtte biri COVID-19 sonrası dönemde organizasyonlarının iş yapma biçiminde köklü değişikliklere gitmek zorunda kalmayacaklarını düşünüyor. Kalan gruptaki katılımcılar için, ilk üç değişim alanı şu şekilde:

• daha fazla online/uzaktan çalışma ve esnek saatler

• devam eden dijitalleşme ve dijital dönüşüm

• değişen Dünya’ya karşı duyarlı ve çevik kalmak

COVID-19 pandemisinin organizasyonların iş yapma biçimleri, performansları ve özellikle yetenek ve değerlendirme uygulamalarına yaklaşımları anlamında geniş ve kapsamlı sonuçları oldu. Araştırmaya katılan organizasyonların tecrübelerinden net olarak öğrenilen, karantina ve kapanma süreçlerine rağmen firmaların operasyonlarına devam edebilmesini sağlayan teknolojinin bu dönemde merkezi bir rol oynaması oldu. Bu anlamda pandamı, organizasyonların yeni çalışma biçimlerine ve bu değişime olanak sağlayan yeni teknolojilere nasıl uyum sağladıkları üzerine dikkatleri çekti. Kimi firmalar COVID-19 sonrası dönemde eski çalışma biçimlerine dönmek isteyen firmalar bulunuyor. Ancak TTS’e göre, aşağıdakilerin önemini göstermesi açısından pandemi önemli bir dönem oldu.  

• türünün en iyisi yetenek değerlendirmelerinden ve teknolojilerinden faydalanarak etkililiği, verimliliği, iyi aday deneyimini sürdürmek ve iyileştirmek, 

• organizasyonları ve uygulamalarını gelecekteki muhtemel şoklardan korumak

Araştırmaya ait orijinal rapora (İngilizce) aşağıdaki linkten erişebilirsiniz.
https://www.tts-talent.com/blog/whitepaper-the-impact-of-covid-19-on-work-and-talent-assessment-practices/